COVİD19 ve Engellilik Hakkında İkinci Bildiri (21 Nisan 2020)

COVİD19 Sürecinde Engellilere Yönelik Endişelerimiz ve Taleplerimiz (21 Nisan 2020)

Bilindiği üzere; Türkiye’de COVİD19 pandemisine ait ilk vaka resmi olarak, 10 Mart 2020 tarihinde açıklandı. Biz SAHİMSEN olarak COVİD19 sürecini, engelli bireylerin özelinde, sahadan gelen verilerle izliyoruz ve 12 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edildikten hemen sonra 15 Mart 2020 tarihinde ilk bildiriyi yayınladık. COVİD19’un hayatın her alanına etkisi gün be gün değişirken, bu bildiriyi güncelleme ihtiyacı duyduk.

Bu zamana dek alınan önlemleri memnuniyetle karşılıyoruz

Devletimizin aldığı önlemlerin, dünya ülkelerine örnek olduğunu gördüğümüzü ve bununla gurur duyduğumuzu beyan etmek isteriz. Biz SAHİMSEN Engelliler Komisyonu olarak; Devletimizin bu süreçte engelli ve ailelerine yönelik politikalarına odaklanıyoruz ve bu bildirinin de bu odağı koruyarak hazırlanmış olduğuna dikkatinizi çekmek isteriz.

15 Mart 2020 tarihli bildirimizde, idari izin verilmeyen engelli, hamile ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanları için “uzaktan-evden çalışma çözüm olabilir” cümlelerini yazmıştık. Ve bildiride, “Uzaktan-evden çalışma usul ve esasları; engellileri, kronik hastalığı olan ve hamile çalışanlar için acilen düzenlenmeli, bu yönde “acil eylem planı” oluşturulmalıdır” ifadelerine yer vermiştik. Bu bildiriden birkaç gün sonra Sağlık Bakanlığında çalışan engellilere ve hamilelere idari izin verildi ve akabinde Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kurumlarda uzaktan çalışma-esnek çalışma modeline geçilmesi sağlandı.

Diğer yandan sokağa çıkma yasağından; otizm, ağır mental retardasyon, down sendromu gibi özel gereksinimi olanlar ile bunların veli/vasi veya refakatçileri muaf tutulmuştur. Yine 20 yaş altındaki kişilere uygulanan sokağa çıkma yasağından; otizm ağır mental retardasyon, down sendromu gibi tanı konulmuş özel gereksinimi olan çocuk ve gençlerin ebeveyn veya bakıcıları refakatinde, rahatsızlıklarını kanıtlayıcı rapor vb. belgeleri yanında bulundurmak, enfeksiyon yayılımını engelleyecek uygun şartları yerine getirmek, sosyal mesafe kuralına riayet etmek ve maske kullanmak, el temizliği ve hijyene uymak koşulu ile ikametlerinden çıkmalarına, park ve bahçelerde dolaşmalarına aynı il sınırları içinde araçla seyahat etmelerine izin verildi. Bu önlemler ve genelgede yer alan ifadeler, yaşanan güçlüklerin karar alıcılar tarafından doğru anlaşıldığının birer göstergesidir.

Günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan engelli ve aileleri Vefa Destek Hizmetlerine erişerek ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayabiliyor.

Sağlık Bakanlığı Otizm, Zihinsel Özel Gereksinimler ve Nadir Hastalıklar Daire Başkanlığı tarafından 15 Nisan 2020 tarihinde yayınlanan yazısı ile “Özel Çocuklar Destek Sistemi” uygulamasıyla zihinsel özel gereksinimi olup süreçte davranış sorunları artan çocuklar ve ailelerine gönüllü danışmanlar tarafından uygulamalı davranış analizi yöntemi temelli destek sağlanacaktır. Sistemle ayrıca, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları tarafından ailelere ve çocuklara destek verilmesine de olanak sağlanmaktadır.

Öte yandan, süresi biten engelli sağlık kurul raporlarının ikinci bir yazıya dek geçerliliğini koruması, dolayısıyla süresi bitmiş olması nedeniyle engelli ya da evde bakım aylığı gibi sosyal yardımların ve halen kullanılmakta olan hakların durdurulmadan devamının sağlanması bizler için son derece önemlidir. Bununla birlikte süresi biten raporlu ilaçların ve hasta alt bezi gibi tıbbi sarf malzemelerin, raporları yenilenmeden ve reçeteye gerek kalmaksızın, doğrudan temin edilebilmesi de hayatımızı kolaylaştırmıştır.

Pandemiye dair bilgilendirmenin erişilebilir olmasına yönelik biz ve bizim gibi birçok sivil toplum örgütünün çalışması karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın son ulusa sesleniş programında işaret dili tercümanı ile ekranlara çıkmasını memnuniyetle karşıladık.

COVİD19, insani acil risk durumudur

Bununla birlikte ilk bildiride olduğu gibi, BM Engelli Hakları Sözleşmesine bağlı kalarak; korona virüs pandemisinin, Sözleşmenin 11.maddesi bağlamında; engelliler için önemli ölçüde yüksek riskli ve insani acil bir durum olduğunu, Sözleşmeye taraf olan bir Devlet olarak Devletimizin pandemi sürecinde; engellilerin korunmasını ve güvenliğini sağlamak için insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku dâhil uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmek için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlü olduğunu yeniden ilan ediyoruz.

Pandemi, Sözleşmenin sadece 11.maddesi ile değil, Sözleşmenin tamamı ile ilgilidir. Bu süreçte, hak ve hizmetlere ayrımcılığa uğramadan erişim, eğitimde geri bırakılmamak, sağlığa erişim ve en temelde yaşam hakkının korunması, engellilerin insani şartlarda evde karantinada kalmalarının desteklenerek kurum bakımına yönlendirilmemeleri, bağımsız yaşam hakkının korunması, ekonomik destek, istihdam ve çalışma hakkının gözetilmesi ve hukuk önünde eşit tanınma dahil yaşam ile ilgili her konu Sözleşme ile ilgilidir.

İnsani risk durumlarında, engelli kadın ve kız çocuklarının durumu, Roman ve Kürt kökenli engellilerin ve farklı dil ve inanca sahip engellilerin durumu ile ülkemizde geçici koruma altında olan düzensiz ve yerinden edilmiş göçmen engellilerin durumu, COVİD19 sürecinde özellikle ele alınması gereken konulardır.

Nihayetinde engellilerin ve ailelerin, bu süreçten orantısız bir biçimde etkilendiklerini ve her zamankinden daha fazla psiko-sosyo-ekonomik desteğe ihtiyaç duydukları açıktır.

Engelliler, yüksek risk altında

Engelliler, diğerlerine göre daha sağlıksız oldukları gibi sağlık hizmetlerine erişimleri de orantısız derecede az. Bu durum Dünya Sağlık Örgütünce de tespit edilen bir gerçektir. Engelliler, engelliliğin altta yatan nedenleri nedeniyle COVİD19’a karşı daha savunmasız durumdalar. koronaya yakalanma halinde, yoğun bakım hizmetine ihtiyaç duyma olasılıkları daha yüksek. İyileşme süreci daha uzun olabileceği gibi, hayatta kalma şansları daha azdır.

15 Mart 2020 tarihli bildiride yer verdiğimiz bilgileri yeniden hatırlatmak isteriz: Birçok engellilik durumu, altta yatan süreğen/kronik hastalıklardan kaynaklıdır ve engelliğin beden üzerindeki etkileri nedeniyle, organ düzeyinde birçok bozukluğun ortaya çıkması mümkündür. Örneğin, bedensel engeli nedeniyle tekerlekli sandalye kullanan bir birey, hareketsizliği nedeniyle dolaşım sistemi hastalıkları başta olmak üzere akciğer, kalp ve böbrek yetmezliği yaşayabilir, artan skolyoz nedeniyle akciğer enfeksiyonu daha tehlikeli hale gelebilir. Bedensel engelliliğe obezitenin eşlik etmesi de enfeksiyon karşısında yüksek risk sebebidir.

Zihinsel engeli olanların, kişisel sağlık bilgisine yönelik yapmaları gerekenleri anlamada ve kuralları yerine getirmede güçlükler yaşaması olasıdır.

Öte yandan körlerin, salgınla mücadelede yetersiz kalmaları, göz ardı edilen bir gerçektir. Körlerin, enfeksiyon bulaşmasına neden olacak olan yerleri görememesi (karşısında öksüren bir kişinin ellerini masa üzerine koyduğunu görememesi gibi) kirli yüzeyleri fark edememeleri yada el yıkama ve tuvalet ile ilgili yönlendirmelerin yetersizliği nedeniyle kişisel hijyeni sağlamakta zorlanmaları mümkündür.

Diyabet, astım, kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalığı olanların, herkesten daha çok risk altında oldukları tıp otoriteleri ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından doğrulanmaktadır.

Diğer yandan, engelli bireylerin özel durumları düşünüldüğünde sosyal mesafenin korunmasının oldukça güç olduğu da bir gerçektir. Özel gereksinimli çocukların, evde ya da zorunlu olarak sokağa çıkmaları ya da olası bir enfeksiyon nedeni ile hastaneye gidişlerinde, sosyal mesafe kuralına uymaları mümkün müdür? Bu durum, körler ve sağırlar ve bedensel engelliler için de geçerlidir. Sonuçta sosyal mesafe kuralı, zorunlu bir önlem olmasına rağmen, engellilerin ve ailelerinin bu önlemi almakta güçlükleri vardır.

12 Mart itibarı ile değişen hayat biçimine, günlük rutinlerine sıkı sıkıya bağlı bazı engelli bireylerin adapte olmaları oldukça zor. Ve bu zorluklar gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Birçok aile için işler, içinden çıkılmaz bir hale gelmiş durumda. Özel eğitim almış engelli çocukların durumu düşünüldüğünde; pandemi süresinde yıllardır elde edilen kazanımlarda önemli ölçüde geriye dönüş yaşandığı bir gerçektir. Herkes için güçlüklerle dolu “evde kalmak”, engelli çocuğu olan aileler için daha da güçtür.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda, var olan risk düzeyinin azaltılması ve sürecin en az zararla atlatılması amacıyla; COVİD19’a yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin, alınan önlemlerin ve yapılan bilgilendirmelerin, engelli ve ailelerini kapsamasını; “hayatın eve sığması” için tüm gereksinimlerinin karşılanmasını; kısa, orta ve uzun vadede yaşanacak sorunların ve bunların etkilerinin önceden kestirilerek önlemlerin alınmasını; tüm süreçlerde engelli ve ailelerinin ve onları temsil eden örgütlerin söz sahibi olarak “dahil edilmelerini” önemsiyoruz.

Evde hayatın devamı için önlem alınmasını bekledik

15 Nisan 2020 günü TBMM’de bazı yasal düzenleme ile ilgili tartışmalar sürerken, bizim Meclisten beklediğimiz, 2022 sayılı Kanunda; engelli aylığı bağlanmasında sadece engelli bireyin gelirinin dikkate alınması yönünde kalıcı bir düzenleme ile pandemi sürecindeki yeni başvurularda sosyal inceleme yapılmaksızın engelli aylığının bağlanmasını sağlayacak düzenleme yapılmasıydı. Diğer yandan evde bakım aylıklarına yönelik de beklentiler üst düzeydeydi. Gelir ölçütü şartında kalıcı bir düzenleme ile pandemi sürecindeki başvurularda gelir ölçütü ve ağır engellilik şartına bakılmaksızın aylık bağlanmasına ilişkin düzenleme yapılacağı beklentisi vardı. Her iki aylığın bağlanmasında, sosyal inceleme durdurulduğu için; bu yönde düzenleme zorunluydu. Düzenlemede, pandemi bitiminde yapılacak sosyal inceleme ile aylıkların devam edip etmeyeceğine karar verilebilirdi.

Ancak; beklentiler karşılık bulmadı. Engellilerin bağımsız bireyler olarak kabul edilerek, pandemi sürecine özel önlemler alınacağı yerde, TBMM’den engellileri kurum bakımına zorlayan düzenleme geldi. Sosyal Hizmetler Kanunda (2828 sayılı) yapılan düzenleme ile engellilerin gelir durumuna bakılmaksızın ve ağır engelli olma şartı aranmaksızın, kurum bakımına alınması sağlanmış, bu düzenleme 3 ay için yapılırken, gereği halinde uzatılacaktır.

Birçok aile, dışarıdan temin ettiği bakıcı ile ya da aile büyüklerinin desteği ile engelli bireyin bakımını sürdürüyordu. Yalnız yaşayan engelliler var ve dışarıdan aldıkları desteklerle hayatlarını devam ettiriyorlardı. Ancak pandemi süresince bu düzen bozuldu ve aileler bakım hizmetinin devamını sağlamakta zorlanıyor. Çalışan ebeveynler de bakıcıları eve gelmediği ve ayrıca kreş ve okullar tatil edildiği için güçlük yaşıyorlar. Bu süreçte, “hayatın eve sığması” için ailelerin “evde” desteklenmesi, Sözleşmenin getirdiği yükümlülüklerdendir.

COVİD19 sürecinde, 2030 Gündeminin “hiç kimseyi geride bırakma” sözünü hatırlatıyoruz

Kararlar alınırken, engellilere ve onları temsil eden örgütlere danışılmıyor. B u nedenle COVİD19 sürecine yönelik alınan önlemlerin kapsayıcı olmadığını görüyoruz. Bu gerçek, bizim pandemi nedeniyle duyduğumuz endişeyi kat be kat artırmaktadır.

Endişeliyiz;

Öncelikli olarak, yaşam hakkımızın korunması yönünden;

  1. Dileriz ki o günleri yaşamayız Ancak, bir şekilde sağlık sisteminin zorlanacağı günler geldiğinde, özellikle solunum cihazına bağlanma ve yoğun bakıma alınma durumunda "hasta seçme" aşamasına gelinirse; ağır engelli bireylerin ve uyum ve davranış bozukluğu olan çocukların seçilmeyebileceklerinden, tıbbi önyargılar nedeniyle engelliler aleyhine olabilecek her durumdan endişeliyiz.
  2. Kurum bakımında kalan engellilere dair; başta yaş, cinsiyet, engellilik durumu gibi ayrıştırılmış veriler olmak üzere, belirli aralıklarla güncellenerek; kurumda kalanlara yapılan korona testi sayısı, pozitif vakaların sayısı, bunların kaçının hastanede ve yoğun bakım/solunum desteğinde olduğu, özellikle ağır engellilik yaşayan bireylerin solunum cihazı ihtiyacı olup olmadığı ve ihtiyaç olduğunda bunun karşılanıp karşılanmadığı, kaçının iyileştiği ve kaçının vefat ettiği, bakım verenlerin sağlık ve yeterlilik durumları bilgilerini alamadığımız için endişeliyiz.
  3. Evde kalmakla engellilik durumlarının ağırlaşacağını bildiğimiz özel gereksinimli çocukların ve engelli yetişkinlerin, sonucunda ölümün dahi yaşanabileceği ev kazaları olabileceğinden endişeliyiz.
  4. Yaşam hakkımız her durum ve şartta korunacak mı, bunun yanıtı bulamıyor olmaktan endişeliyiz.

Ekonomik yönden;

  1. Sosyal incelemenin durdurulmuş olması nedeniyle, engelli aylığı ve evde bakım aylığı başvurularının bekletilmesinden ve engellilerin yaşadığı ekonomik güçlüğün derinleşeceğinden endişeliyiz.
  2. Bu süreçte yaşanan ekonomik krizin zaten yoksul olan engelli ve ailelerini daha da yoksullaştıracağından endişeliyiz.
  3. Dağıtılan 1000 TL tutarındaki sosyal desteğin engelli ve ailelerine ulaşmıyor olmasından endişeliyiz.

Eşitlik ve ayrımcılık yönünden;

  1. Covid19 sürecinde engelli bireylerin ve ailelerinin, eğitime ve sağlığa erişim başta olmak üzere her alanda daha fazla ayrımcılığa maruz kalmalarından, alınan önlemlerin engelli bireyleri kapsamamasından ya da alınan önlemlerin yetersizliğinden endişeliyiz.

Eğitime erişme yönünden;

  1. Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim sisteminin, engelli çocukları kapsamaması nedeniyle, çocuklarımızın maruz kaldığı ayrımcılıktan endişeliyiz.
  2. Bu süreçte çocuklarımız için ve MEB için yeni bir deneyim olacağına inandığımız “uzaktan özel eğitim” sürecine yönelik Bakanlık tarafından bir açıklama olmamasından, bu konuda bizlerin taleplerini dikkate alınmamasından ve beklemede kaldıkça çocuklarımızın süreçten daha da fazla zarar görmesinden endişeliyiz.

Sağlık hizmetlerine erişim yönünden;

  1. Yeni doğduğunda ya da pandemi sürecinde engelli olduğu anlaşılan çocukların özel gereksinim raporuna erişimlerinin olmayacağından ve bu nedenle hak ve hizmetlerden yoksun kalacaklarından dolayı endişeliyiz.
  2. Evde kaldıkları süreçte, daha önce teşhis edilmemiş otizme ya da nadir bir hastalığa dair belirtileri olan çocukların sağlık hizmetine erişimlerinin olamayacağından ve de bu tür belirtilerin çocuğun evde kalmasından kaynaklı olabileceğinin düşünülerek geçiştirilecek olmasından endişeliyiz.
  3. Rutin kontrolleri yapılamayacak olan nadir hastalığı olanlar başta olmak üzere takibi zorunlu çocuklarımızın pandemi hastaneleri dışında kalan hastanelerden hizmet alamamaları nedeniyle, var olan durumun daha da ağırlaşacağından ya da ilave engelliliklerin gelişeceğinden endişeliyiz.
  4. Davranış ve uyum bozukluğu olan engelli hastaların COVİD pozitif olup olmadıklarına yönelik olası bir akciğer tomografisi çekilmesi gerekirse, sırf uyum bozukluğu olduğu için tomografi istenmeyebileceğinden ya da istendiğinde anestezi gerektiği için, işlemden vazgeçileceğinden dolayı endişeliyiz.
  5. Hastanede kalmak konusunda davranış ve uyum problemi yaşayacak engelli hastalara nasıl davranılacağına ilişkin, sağlık personelin yetersiz kalabileceğinden endişeliyiz.
  6. Hastanelerde işaret dili tercümanı bulunmayışından ve hastanelerin erişilebilir olmamasından dolayı, engelli hastaların diğerlerine göre daha da fazla güçlük yaşayacağından endişeliyiz.
  7. Sağlık hizmetlerine erişimin bizlerin yaşam hakkı ile sıkı sıkıya bağlı kaldığını bilerek; hizmetlere erişimde özellikle yoğun bakım hizmetlerinde ayrımcılığa uğramaktan endişeliyiz.

Engelli kadın ve kız çocukları ve kırsalda yaşayan engelliler yönünden;

  1. Evlerde karantinada kalan başta kırsalda yaşayan engelli kadın ve kız çocukları olmak üzere, engellilerin maruz kalacakları şiddet, istismar ve kötü muamelelerde artış olacağından endişeliyiz.
  2. Tek başına evde kalan ya da tek ebeveyni ile yaşayan ya da yaşlı aile üyeleri ile yaşayan engellilerin günlük yaşam aktivitelerinde önemli ölçüde kısıtlanma olabileceğinden ve gıda, temizlik ve öz bakım gibi ihtiyaçlarını karşılayamayacağından endişeliyiz.

Bağımsız bireyler olarak görünmek yönünden;

  1. Engellilerin evde kalmasına yönelik önlemlerin yetersizliği nedeniyle yaşadıkları yoksulluk ve yoksunluk karşısında ailelerin, engelli çocuklarını ve yakınlarını, istemedikleri halde kurum bakımına vermek zorunda kalacaklarından endişeliyiz.
  2. Kurum bakımı kararında, engelli çocuğun ya da yetişkinin kararının dikkate alınmayacağından, hatta zorla kuruma yerleştirileceklerinden endişeliyiz.
  3. Pandemi süreci ağırlaştığında, bazı Avrupa ülkelerinde gördüğümüz gibi, toplu halde kurum bakımında kalanlara etkin sağlık hizmeti verilemeyecek olması ihtimalinden endişeliyiz.

Çalışma şartları yönünden;

  1. Kronik hastalığı olan çalışanlara idari izin verilirken ve Bakanlık tarafından kronik hastalığı olanlara “evde kalın” çağrısı yapılırken, sağlık çalışanlarının ve özel sektör çalışanlarının idari izin kapsamının dışında tutulmasından ve kronik hastalık nedeniyle engelli olanların, hala aktif olarak çalışıyor olmalarından endişeliyiz.
  2. İşe girdikten sonra engelli hale gelenleri ayrı tutarak, bu çalışanların işe girerken engelli olanlarla aynı haklara sahip olmadıkları düşüncesi ile sonradan engelli olanların hukuka aykırı bir şekilde ayrı tutulmalarından endişeliyiz.
  3. İşten çıkartılan engellilerden, kısa çalışma ödeneği alabilmeleri için gerekli 450 prim günü olmadığı için ödenekte kapsam dışı kalmalarından endişeliyiz.
  4. Ağır engelli çocuğu/yakını olan özel ve kamu sektöründe çalışanlarının, ebeveynlerden ve dışarıdan bir bakıcıdan destek alamadıkları için, çocukların bakımında zorlanmaları ve işe gidip gelmekle eve virüs taşıma riskinin yüksek olmasından endişeliyiz.

Bilgiye erişim hakkı yönünden;

  1. Salgına yönelik verilen bilgilerin, kör ve sağırlar için erişilebilir formatta yayınlanmaması nedeniyle endişeliyiz.
  2. İlk bildiride de vurguladığımız gibi; Süreç içinde engellilik uzmanlarına ve engelli örgütlerine danışılmaması nedeniyle, salgına yönelik bilgilendirilme sadece “normal” olarak nitelendirilen bireylere yönelik yapılıyor ve bu bilginin nüfusun ne kadarına ulaştığı ve ne kadarının bu bilgiyi algılayıp anlamadığı sorgulanmıyor. Böyle giderse; en kötü senaryoda, herkes genele hitap eden önlemlerin içine dahil olacağının rahatlığını yaşarken, engelliler, her türlü senaryonun dışında kaldıklarını en acı şekilde tecrübe edebileceklerini, bildirmek isteriz.

Kararlara katılım ve uluslararası işbirliği bakımından;

  1. Devletin, engelliler ile ilgili karar alma süreçlerine sivil toplum örgütlerini dahil etmemelerinden ve biz olmadan bizim hakkımızda karar vermeleri nedeniyle gereksinimlerimizin görünür olmamasından endişeliyiz.
  2. Sözleşmenin 4.maddesi uyarınca; Devletin, engelliler ile ilgili mevzuat ve politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasında ve karar alma süreçlerinde, engelli kişilere ve onları temsil eden STK’lara danışması ve onların aktif olarak katılmalarını sağlaması gerekirken bu zamana dek, hiçbir ulusal engelli örgütü ile temasa geçilmemiş olmasından endişeliyiz.
  3. Sözleşmenin uluslararası işbirliği ile ilgili 32.maddesi gereği Devletin, örneğin; IDA-Uluslararası Engelliler İttifakı ve Avrupa Engelliler Forumu gibi örgütlerle ve BM Engelli Hakları Komitesi ile işbirliği yapmamış olmasından endişeliyiz.

Süreci izliyor ve ajandamıza notlarımızı alıyoruz.

Türkiye’nin dört bir yanından bize ulaşan engelli ve aileleri var. Her biri yaşadığı sorunları iletiyor ve çözüm arıyor. Bizler başta sosyal medya hesapları olmak üzere birçok kanal ile bu sorunları ve çözüm önerilerini, karar alıcılara anlık iletmeye ve onların dikkatini çekmeye çalışıyoruz.

Acil önlem alınmalı

  1. Özel gereksinimli çocukların, uzaktan özel eğitim sürecine dair derhal MEB-STK işbirliği başlatılmalı.
  2. Evde kalan engellilerin, ev ortamında yaşam kalitelerini artırmaya yönelik sosyoekonomik önlem paketi, STK’ların işbirliği ile hazırlanmalı.
  3. Yoksulluk ve yoksunluk nedeniyle bakımı güçleşen engellilerin evde destelenmek yerine kurum bakımının bir seçenek olarak sunulmamalı.

4.Yeni doğan özel gereksinimli bebeklerle, yeni teşhis konulan çocuk ve yetişkinlerin engellilik ve özel gereksinim raporlarının düzenlenmesi için acil çözüm bulunmalı.

  1. Özel gereksinim ve engellilik raporu düzenlenemeyen durumlarda çocuğun ve yetişkinin hak ve hizmetlere erişimi geçici bir süre ile sağlanmalı.
  2. Davranış ve uyum bozukluğu engellilerin hasta olarak sağlık sunucularına başvurmaları halinde, engelliliklerine dayalı ayrımcılığa uğramaksızın eşit ve adil bir biçimde sağlık hizmeti almaları ilke olarak kabul edilmeli ve sağlık çalışanlarına bu konuda düzenli bilgilendirme yapılmalı.
  3. Düzenli kan transfüzyonu gereken talasemi teşhisli bireylerin kan ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı, özellikli ilaç ve tedaviye gereksinimi olanların hizmete nasıl ulaşacağı yönünde ilgili STK’larla görüşülerek, çözüm bulunmalı.
  4. Sosyal inceleme başlatılıncaya dek, evde akım ve engelli aylıkları hiçbir surette kesilmemeli ve yeni başvurular sosyal inceleme yapılmaksızın kabul edilerek, sosyal inceleme başlayıncaya dek aylıklar bağlanmalı.
  5. Engelli işçilerin kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaları ve ücretsiz izne ayrılmaları halinde ücret desteğine yönelik şartlar, prim günü şartına bağlı kalmaksızın esnetilmeli.
  6. Bin liralık sosyal yardımında engelli ve ailelerinin yararlanmasına yönelik, engelli olma halinden başka şart aranmamalı.
  7. Evlerinde kalan ailelerin, özellikle otizm belirtilerine yönelik dikkatli olmalarını sağlayacak televizyonda ve sosyal medyada yayınlar yapılmalı.
  8. Ailelerin sorunlarının görünür kılınmasını sağlamak için Alo 183 Destek Hattı ulaşılabilir olmalı ve hat, sağır engellilere hizmet vermeye uygun hale getirilmeli.
  9. COVİD19’a ait tüm bilgilendirmeler, sağır, kör ve zihinsel ve algısal yetersizliği olanlar için erişilebilir biçimde yapılmalı.
  10. Ağır engelli yakını olan tüm çalışanlar hakkında (işçi, memur, muvazzaf ve sözleşmeli ayrım yapmaksızın), bakım sorumluluklarının ağırlaştığı da dikkate alınarak, virüs bulaşı riskinin en aza indirilmesi için, idari izin ya da uzaktan çalışma düzenlemesi yapılmalı.
  11. Anayasanın 10.maddesine göre özürlüler için alınacak önlemlerin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı, 50.maddesine göre ise, bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı akılda tutularak; işe girerken ya da işe girdikten sonra engelli olanlar arasında bir ayrım yapılmadan, özel sektörde ve kamuda çalışan engellilerin korunması için uzaktan çalışma/esnek çalışma/idari izin gibi düzenlemeler yapılmalı.
  12. Engelli ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanlarının, memur, sözleşmeli, 4/D işçi ayrımı yapılmaksızın COVİD19 klinik ve yoğun bakımlarında görevlendirilmemeleri, kanser teşhisi almış sağlık çalışanlarının idari izinli sayılmalarının idare inisiyatifine bırakılmaksızın, zorunlu tutulması sağlanmalı.
  13. Süreç içinde Sözleşmenin uygulanmasından kaçınmadan tüm süreçlerde engelliler ve onları temsil eden örgütlerle, çalışan engelliler için işçi ve memur sendika temsilcileri ile ve meslek örgütleri temsilcileri ile işbirliği yapılmalı.
  14. Sözleşmenin 32.maddesi gereği acilen ilgili BM Kuruluşları (ILO, WHO ve danışman örgütler) ile uluslararası işbirliği sağlanmalı.
  15. Engelli bireylere yönelik ayrıştırılmış “güncel” verilere yönelik bilgilendirme sağlanmalı. Bu bilgiler yaş, cinsiyet, engellilik durumu, yaşadığı coğrafya gibi ayrıştırılmış verilerle desteklenerek;

İşten çıkartılan, işsizlik aylığı bağlanan ya da kısa dönem ödenek alanlarla hiçbir ödeneğe hak kazanamayanların sayısı,

Kaç engelli ve ailesine sosyal destek sağlandığı, bu süreçte kaç engelli ve ailesine engelli ve evde bakım aylığı bağlandığı, kaçının bu aylıklarının kesildiği,

Geçici koruma kapsamında olanlarla, kırsalda yaşayan ve kurum bakımında kalan engelliler dahil; ev içi/kurum içi kazaların ve bunların sonuçları,

Engellilere yapılan korona testi sayısı, pozitif vakaların sayısı, bunların kaçının hastanede ve yoğun bakım/solunum desteğinde olduğu, özellikle ağır engellilik yaşayan bireylerin solunum cihazı ihtiyacı olup olmadığı ve ihtiyaç olduğunda bunun karşılanıp karşılanmadığı, kaçının iyileştiği ve kaçının vefat ettiği,

Bakım verenlerin sağlık ve yeterlilik durumları ve engelli bireylerin hangi yönden desteklendikleri (psikolojik destek dahil)

bilgilerini içermeli.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımızın, Milli Eğitim Bakanımızın ve pandemi sürecini başarılı bir biçimde yöneten Sağlık Bakanımızın ve tüm Bakanlarımızın, TBMM’deki grubu bulunan tüm parti milletvekillerimizin, bürokratlarımızın ve nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, bizleri duyması için çağrımızı yineliyoruz.

Saygılarımızla

Ayşe SARI

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİMSEN) Engelliler Komisyon Başkanı