COVİD19 Sürecinde Engelliler ve Engelli Sağlık Çalışanları Hakkında Bildiridir.

Basına ve kamuoyuna

 

Covid19  sürecinde engelli bireylerin ve ailelerinin, daha fazla ayrımcılığa maruz kalmasından, alınan önlemlerin engelli bireyleri kapsamamasından ya da alınan önlemlerin yetersizliğinden endişeliyiz.

Bu süreçte engelli ve ailelerinin yoksullaşmasından ve yaşadıkları yoksulluğun daha da derinleşmesinden endişeliyiz.

Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim sisteminin, engelli çocukları kapsamaması nedeniyle, çocuklarımızın maruz kaldığı ayrımcılıktan endişeliyiz.

Ağır engelli bireylerin, sağlığa erişimde yaşayacakları, özellikle "hasta seçme" aşamasına gelinirse; ağır engellilik yaşayan bireylerin aleyhine olabilecek her durumdan endişeliyiz.

Yaşam hakkımız her durum ve şartta korunacak mı, bunun yanıtı bulamıyor olmaktan endişeliyiz.

Kronik hastalık nedeniyle engelli olanların, hala aktif olarak çalışmaları nedeniyle risk altında olmalarından endişeliyiz.

Devletin, engelliler ile ilgili karar alma süreçlerine sivil toplum örgütlerini dahil etmemelerinden ve biz olmadan bizim hakkımızda karar vermeleri nedeniyle gereksinimlerimizin görünür olmamasından endişeliyiz.

Endişe duyduğumuz tüm süreçleri izlediğimizin ve kayıt altına aldığımızın bilinmesini isteriz. Bu nedenle, aşığıdaki bildiriyi, 15 Mart 2020 tarihinde yayıladığımızı dikkatinize sunarız.

Korona virüs pandemisi, Birleşmiş Miletler Engelli Hakları Sözleşmesi bağlamında; engelliler için önemli ölçüde yüksek riskli ve insani acil bir durumdur.

Sözleşmenin “risk durumları ve insani açıdan acil durumlar” başlıklı 11.maddesine göre Türkiye Devleti, korona pandemisinin sürdüğü süreç içinde engellilerin korunmasını ve güvenliğini sağlamak için insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku dâhil uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmek için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Salgın tehlikesi bitinceye dek, Sözleşme temelinde kalınarak; engelli bireylerin acil eylem planlarına dahil edilmesi, ayrımcılık yapılmaması, çalışan engelliler aleyhinde sonuç doğuracak hiçbir kararın alınmaması ve engelliler hakkında alınacak kararlara engellilerin ve onları temsil eden sivil toplum örgütlerinin dahil edilmesi zorunludur.

Engelliler, korona pandemisinde yüksek risk grubundadır.

Enfeksiyona yakalanma riski, sağlık şartları zaten bozuk olanlar arasında yüksektir. Bu durum, ölüm oranlarının da dezavantajlı bireylerde daha yüksek olacağı anlamına gelir. Dünya Sağlık Örgütünün, yaşı ileri kişilerde özellikle de geçmişlerinde astım, diyabet ve kalp yetmezliği gibi hastalıklar geçirmişler ise virüsün etkili olma ihtimalini kuvvetlendirdiğini belirtiyor. Her yaş grubunda bulaş olmasına rağmen, ölüm oranında yaşlıların önde olmasının nedeni; yaşlılıkta artan kronik hastalıklar ve düşük bağışıklık sistemine sahip olmalarıdır. Bu durum, engelliler için de geçerlidir.

Birçok engellilik durumu, altta yatan süreğen/kronik hastalıklardan kaynaklıdır. Ya da engelliğin beden üzerindeki etkileri sonucunda, organ düzeyinde birçok bozukluğun ortaya çıkması mümkündür. Örneğin, bedensel engeli nedeniyle tekerlekli sandalye kullanan bir birey, hareketsizliği nedeniyle dolaşım sistemi hastalıkları başta olmak üzere akciğer, kalp ve böbrek yetmezliği yaşayabilir, artan skolyoz nedeniyle akciğer enfeksiyonları daha tehlikeli hale gelebilir. Bedensel engelliliğe obezitenin eşlik etmesi de engelli bireyi, enfeksiyon karşısında yüksek riskli hale getirebilir. Zihinsel engeli olanların, kişisel hijyene yönelik yapmaları gerekenleri yerine getirmesinde güçlükler yaşaması olasıdır. Öte yandan körlerin, salgınla mücadelede yetersiz kalmaları, göz ardı edilen bir gerçektir. Körlerin, enfeksiyon bulaşı olan yerleri görememesi (karşısında öksüren bir kişinin ellerini masa üzerine koyduğunu görememesi gibi) kirli yüzeyleri fark edememeleri yada el yıkama ve tuvalet ile ilgili yönlendirmelerin yetersizliği nedeniyle kişisel hijyeni sağlamakta zorlanmaları olasıdır. Diyabet, astım, kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalığı olanların, herkesten daha çok risk altında oldukları tıp otoriteleri tarafından doğrulanmaktadır.

Bu zamana dek yapılan bilgilendirmelerde, engelliler gözetilmemiştir.

Salgın başladığından bu yana Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlar, sürekli olarak alınacak önlemleri sıralıyor. Ya engelliler? Hangi önlem, erişilebilir formatta yayınlanıyor? Sağırlar, körler ve zihinsel yetersizliği olanlar, bu önlemlerin ne kadarına erişilebiliyor? Örneğin görme engelliler için el yıkama ile ilgili görseller betimlenmiş midir ya da 14 gün kuralı ile ilgili duyurular, işaret dili ile yayınlanmakta mıdır? Devletimizin bu tür önlemleri bilinçli olarak almadığı yönünde bir düşüncemiz yok elbette. Bu durum, süreci yönetenlerin eksikliğidir. Süreç içinde engellilik uzmanlarının olmaması, bu eksikliğin en önemli nedenidir. Bu nedenledir ki, salgına yönelik bilgilendirilme sadece “normal” olarak nitelendirilen bireylere yönelik yapılıyor ve bu bilginin nüfusun ne kadarına ulaştığı ve ne kadarının bu bilgiyi algılayıp anladığı sorgulanmıyor. Süreci yönetenlerin bu eksikliğini biliyoruz, tüm bilgilendirme ve duyuruların, hiçbir şekilde erişilebilir ve kapsayıcı olmadığını da görüyoruz. Böyle giderse en kötü senaryoda, herkes genele hitap eden önlemlerin içine dahil olacağının rahatlığını yaşarken, engelliler, her türlü senaryonun dışında kaldıklarını en acı şekilde tecrübe edebileceklerini, bildirmek isteriz.

13.3.2020 Cuma günü akşamı neler oldu?

13.3.2020 Cuma günü Cumhurbaşkanımız, engelli çalışanların, hamilelerin, yönetici olarak istihdam edilenler hariç 60 yaş üzeri olanlar, kronik hastalığı olanlar; 16 Mart 2020 Pazartesi gününden itibaren 12 gün boyunca idari izinli olmalarını uygun gördüğüne dair bir yazı yayınladı. Aynı saatlerde Sağlık Bakanımız halkın karşısına çıktığında, bu yazıyı teyit ederek, engelli, hamile ve kronik hastalığı olanları, mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları için uyardı. Gelin görün ki, bu Genelge ve uyarılar özel sektörü ve sağlık çalışanlarını kapsamadı. Sağlık Bakanımızın “dışarı çıkmayın” uyarısı yaptığı saatlerde, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Genelgesini Sağlık Bakanlığına gönderdi. Bu aşamada yazı içeriğine, salgınla etkin bir şekilde mücadele edebilmek Sağlık Bakanlığı personeli hakkındaki uygulamanın Sağlık Bakanlığınca değerlendirileceğine yönelik ifadeler eklendi. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü 910 sayılı yazıyı yayınladı. Yayınlanan yazıda, işe girdikten sonra engelli hale gelenler adına sıkıntı yaratacak “engelli olarak istihdam edilenler” ifadesini yazdı.

Bizler, engelli çalışanlar arasında bu tür bir ayrımın yapılmayacağını, bunu idareye nasıl anlatacağımızı düşünürken; Bakanlık bu yazıyı iptal ederek yeni bir yazı yayınladı. Bu yazıda; sadece organ nakli ve kanser hastalarının idari izinlerinin kurum amirlerince değerlendirilerek idari izinli sayılıp sayılmayacaklarına karar verileceği, yazıda geçen izinlerin dışında herhangi bir izin uygulamasına gidilmeyeceği belirtildi. Yazı sonucunda, ilk yazıda idari izinli sayılan engellilerin, hamilelerin ve dezavantajlı grupta yer alan kronik hastalığı olan çalışanların idari izinli olmaları söz konusu olmadığını gördük. Bu durumda engelli, hamile ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanları, tüm risklere rağmen hastanelerde hizmet vermeye devam edecektir.

Sorumluluğu kim alacak?

Cumhurbaşkanlığı Genelgesinden sonra Bakanlığın dağıttığı yazıda ciddi kısıtlamalar var. Bu kısıtlamaların hayata yansımasının ciddi riskleri olduğu gibi, en temelde her biri bir hak ihlalidir. Sağlık Bakanlığınca idari izin verilmeyen hamile, engelli ya da kronik hastalığı olan bir çalışanın, corona virüsü ile enfekte olması halinde “bunun sorumluluğunu kim alacak” sorusunun yanıtının, karar alıcılar tarafından düşünülmesi gerekir. Elbette bu süreçte sağlık hizmetlerinin etkin sürdürülmesi her şeyden önemlidir. Ancak, engelli olsun olmasın tüm çalışanların sağlığı her şart ve durumda; her şeyden önce gelir. Buna bağlı olarak, hiçbir olağanüstü durumda engelliler aleyhinde sonuç doğuracak karar alınamayacağı da bilinmelidir.

Yapılan yanlışın hayata yansıması

Özel sektörde ve sağlık hizmetlerinde çalışan engelliler aleyhinde sonuç doğuran bu uygulamanın, Sözleşmeye ve Engelliler Hakkında Kanuna göre ayrımcılık olduğunu belirtmek gerekir. En üst düzeyde alınmış bir kararın uygulanma usullerinin; Bakanlıkların, kurum ve kuruluşların inisiyatifine bırakılıyor olması, korona pandemisine karşı yürütülen etkin mücadelenin ciddiyetine gölge düşürmüştür. Anayasanın 10.maddesinde, özürlüler için alınacak önlemlerin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı, 50.maddesinde ise, bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı hüküm altına alınmıştır. Tüm hukuksal haklara rağmen, uygulamada yapılan bu ayrımın, insani olmayan sonuçlara neden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Genelgesinden yayınlanmasından itibaren, sosyal medya üzerinden uygulamanın yanlışlığı; Sağlık Bakanına, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanına, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürüne ve ilgili olan diğer bürokratların dikkatine sunulmuş ancak şu saate dek yanlışlığın telafisi yönünde bir açıklama yapılmamıştır. Pandemiye karşı sürekli önlemlerin artırıldığı haberleri gelirken, engelli, hamile ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanları hakkında tek bir açıklama yapılmaması karşısında, bu bildiriyi yayınlama zorunluluğumuz doğmuştur.

Bu hatadan derhal dönülmelidir.

Risk; kamu çalışanı-özel sektör çalışanı ya da sağlık sektörü ayrımı yapmıyor. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Genelge metninde olduğu gibi hiçbir Bakanlık, kurum, kuruluş, özel sektör ayrımı yapılmadan her alanda uygulanmalıdır.

Uzaktan-evden çalışma çözüm olabilir.

Uzaktan-evden çalışma usul ve esasları; engellileri, kronik hastalığı olan ve hamile çalışanlar için acilen düzenlenmeli, bu yönde “acil eylem planı” oluşturulmalıdır. Bizlerin dahil edilmediği toplantılarda alınan kararların yanlış, ayrımcı ve hak ihlali ile sonuçlanan kararlar olduğu ortadadır. Bu nedenle tüm karar alma süreçlerine, STK’lar olarak bizlerin dahil edilmesi, Sözleşmeden doğan hakkımızdır.

Engelli çalışanlar hakkında daha fazla gecikmeden özel önlemler alınmalıdır.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulundan çalışan engellilerin, kronik hastalığı olanların, hamilelerin ve 60 yaş üzeri çalışanların risk altında olduklarını ve bu gruplara yönelik ne tür önlemler alındığını ya da alınmakta olduğunu açıklamalarını bekliyoruz.

Yönetişim, alınan kararlarda özel politika gerektiren grupları göz önünde bulundurarak karar almayı gerektirir. Bu süreçte, birçok karar alıcının ya da idarecinin, engelli çalışana yönelik önyargıları nedeniyle, engellileri dışlayan kararlar aldıklarını görüyor, duyuyor ve izliyoruz. Bizler, taraf olduğumuz sözleşmelerden ve ulusal hukuktan doğan haklarımızı beyan etmeye devam ederken, önyargılar nedeniyle sürdürülen ayrımcılığın derhal sonlandırılması için de çağrı yapıyoruz.

Acil insani risk yaşadığımız bu günlerde, Devletimizin kimseyi dışlamayan bir politika sürdürdüğünü görmek; halkın Devlete olan güvenini artıracaktır. Ve engelliler olarak bizlerin, bu güveni duymaya, her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Sonuç olarak; engelli, hamile ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanları ve özel sektör çalışanları aleyhine olan bu yanlıştan dönülmesi için çağrımızı yineliyoruz. Bizler, Sayın Sağlık Bakanımızın ve Aile,Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımızın tüm bunları değerlendireceğine ve bir çözüm bulacağına inanıyoruz. Saygılarımızla.

SAHİMSEN Engelliler Komisyonu adına; Ayşe SARI