BM Engelli Hakları Sözleşmesi

21. yüzyılın ilk insan hakları sözleşmesi olarak kabul edilen BM Engelli Hakları Sözleşmesi, BM Genel Kurulunda 13 Aralık 2006 tarihinde kabul edilmiş ve 3 Mayıs 2008’de yürürlüğe girmiştir. İlk olarak 81 ülke tarafından imzalanan Sözleşmeyi Türkiye, 30 Mart 2007 tarihinde imzalamıştır. 3 Aralık 2008 tarihinde TBBMM tarafından uygun bulunan Sözleşme, 27 Mayıs 2009 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. Türkiye’de yürürlük tarihi 28 Ekim 2009’dur. Türkiye’nin Sözleşmeye ilişkin bir çekincesi ya da beyanı söz konusu değildir. 50 maddeden oluşan Sözleşme, engellilere yeni haklar vermez. Engelli bireylerin ayrımcılığa uğramaksızın insan hakları ve temel özgürlüklerinden yararlanmalarında; Taraf Devletlerin yükümlülüklerini beyan eden Sözleşme; Taraf Devletlere ve örgütlere yol gösterici bir kılavuzdur. Elli maddeden oluşan Sözleşme, halen 159 ülke tarafından onaylanmış bulunmaktadır.

Engelli Hakları Sözleşmesinin müzakere süreci ve kabulü: Sakat Kişilerin Hakları Beyannamesi ve Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar metni, yol gösterici belgeler olmasına rağmen, devletler için hukuksal bağlayıcılığı olmayan belge niteliğindedir. Engelli bireylerin yaşadığı insan hakları sorunlarının ağırlaşması ve sorunların görünür olamaması; hukuki bağlayıcılığı olan bir sözleşmeye ihtiyacın çıkış noktası olmuştur. 90’lı yıllarda engelli bireylerin insan haklarını savunan engelli örgütleri, BM’ye bağlayıcı bir Sözleşmenin hazırlanması için baskı yapmışlardır. Bu örgütlerden biri de Türkiye Körler Federasyonudur. Federasyon, 1996 yılında Kanada’nın Toronto kentinde yapılan Dünya Körler Birliği Genel Kuruluna, delegeleri aracılığıyla bir öneri sunarak, Sakat Kişilerin Hakları Beyannamesi ve Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar metinleri doğrultusunda, bir sözleşme hazırlanması için BM’ye başvurulmasını istemişlerdir. Federasyonun bu önerisi Genel Kurulda, oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu tarihi süreci anlatan Turhan İçli; Körler Birliği Genel Kuruluna Türkiye’den katılan ve bu tarihi sürece katkı sağlayan altı kişi arasında, kendisi ile birlikte Ahmet Cantürk’ün ve Mehmet Emin Demirci’nin olduğunu söylüyor (Engelli Örgütleri, Hak Temelli Savunuculuk ve Uluslararası İnsan Hakları Mekanizmaları, 2019).

Örgütlerin kamuoyu oluşturmaları ile başlayan süreç; 2000’li yılların başında karşılığını buldu. Sözleşme, engelli örgütlerinin süreci başlatması ve bir anlamda yönetmesi ile BM Genel Kurulunun bir komitesi olan; Uluslararası Sözleşme Ad Komitesi (Ad Hoc Komitesi) tarafından hazırlandı. 19 Aralık 2001 tarihli 56/168 sayılı BM Genel Kurul Kararı ile bütünsel yaklaşıma dayanarak, engellilerin haklarını ve haysiyetini teşvik etmek ve korumak için kapsamlı ve bütüncül bir uluslararası konvansiyon önerilerini dikkate almak üzere Meksika’nın, Geçici Komite kurulması önerisi kabul edildi. Sosyal kalkınma, insan hakları ve ayrımcılık yapmama ilkeleri ile İnsan Hakları Komisyonu ve Sosyal Kalkınma Komisyonunun tavsiyelerini dikkate alan Geçici Komite ilk toplantısını 2002 yılında yaptı. Öneriler üzerine 2003 yılında Ad Hoc, hükümet ve STK temsilcilerinden oluşan Çalışma Grubu kurdu. Süreç boyunca, engelli örgütleri, engelli bakış açısıyla yorum ve bilgi sağlama konusunda etkin oldular ve 13 Aralık 2006 tarihinde BM Genel Kurulunda, Engelli Hakları Sözleşmesi ve Seçmeli Protokolü oybirliği ile kabul edildi.

Sözleşmenin Anayasaya göre hiyerarşisi: Sözleşmeyi imzalayan Taraf Devletlerin, Sözleşme hükümlerinin uygulanması için ulusal düzeyde bir mevzuat yapmamış olması, Sözleşmenin geçerliliğine veya etkisine gölge düşürmez. Sözleşmeler, onaylanmakla birlikte; iç hukuk metni haline gelir. Ülkemiz mevzuatı ile Sözleşmenin aynı konuda farklı hükümler nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda; milletlerarası antlaşma hükümlerinin geçerliliği; Anayasa’nın 90. maddesinin 5. Paragrafına, 2004 yılında eklenen cümle ile güvence altına alınmıştır. Buna göre; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır”.

Sözleşmeye taraf olan devlet, iç hukukunu Sözleşmenin ilkelerine göre düzenlemek zorundadır. Bir başka deyişle; Türkiye’de BM Engelli Hakları Sözleşmesi kanun hükmündedir (Engelli Örgütleri, Hak Temelli Savunuculuk ve Uluslararası İnsan Hakları Mekanizmaları, 2019).

Ayşe SARI